Bu malzemeyle, bu helva

Bu malzemeyle, bu helva

Süper Lig Cemil Usta sezonunun 13. haftasında, saha içi ve saha dışında binbir zorlukla uğraşan Ankaragücü, ligin etkili kadrolarından birine sahip olan Aytemiz Alanyaspor ile deplasmanda karşı karşıya geldi.
Oyunun hiçbir bölümünde rakibine üstünlük kuramayan Ankaragücü, Bakasetas'in 2 ve Djalma Campos'un 3 golü ile Alanyaspor'a 5-0 mağlup oldu. Bu sonuçla birlikte Ankaragücü 9 puanda kaldı ve kümede kalma yolunda ağır bir yara aldı.
Sakat ve cezalı oyuncuların çokluğu nedeniyle, Alanyaspor karşısına ideal kadrosundan çok uzak bir kadroyla çıktı Ankaragücü.
Cezalı Faty'nin yokluğunda, Alanya deplasmanında merkez orta saha pozisyonunda Moke'nin yanında sağ bek Kitsiou'yu görevlendirerek başladı Mustafa Kaplan. Sağ bek pozisyonuna ise Kitsiou'nun yerine genç Cebrail Karayel monte edildi.
Sağ açık pozisyonunda, sakat Aydın Karabulut yerine Hasan Kaya, sol açık pozisyonunda ise cezalı İlhan Parlak'ın yerine sol bek Mehmet Sak ile başlandı.
Aslına bakarsanız, bu hafta Alanyaspor karşısında mücadele eden kadro, Ankaragücü camiasının sezon başından bu yana boğuştuğu ağır finansal tablonun sahaya yansımış halinin net göstergesiydi.
Alanya gibi zor bir deplasmana gidiyorsunuz, ilk 11'de henüz bu seviyelerin oyuncuları olmayan 3 genç oyuncuyla maça başlıyorsunuz. Sezon başı çeşitli nedenlerle transfer tahtasının açılamamasının, Ankaragücü kadrosunu ne denli kısıtlı ve alternatifsiz bıraktığını, sadece bu haftaki kadro yapısı bile net bir şekilde bizlere gösterdi.
Ancak bu sözlerimden, Hasan Kaya ve Cebrail Karayel'in kötü oyuncular oldukları anlamı çıkmasın kesinlikle. İkisi de son derece kaliteli ve gelecek vadeden oyuncular. Sadece şu an için, tecrübe olarak Süper Lig seviyesini kaldıracak seviyede değiller.
Dünyadaki hiçbir gelişmiş futbol liginde, genç oyuncular bir anda, gökten zembille inmiş gibi ilk 11 içerisine monte edilmezler. Zaman içerisinde, sisteme göre yavaş yavaş ilk 11 oynamaya başlarlar.
Ancak Türkiye'de, futbol ekonomisinin giderek kötüye gitmesi sebebiyle, ibre bir anda genç oyunculara döndü ve genç oyuncular kurtarıcı olarak görülmeye başlandı. Bu takımlarımız açısından son derece sağlıksız bir durum.
Genç oyuncuların yavaş yavaş, sistemin uygunluğuna göre ilk 11'e monte edilmeleri gerekiyor. Yoksa, bir anda üzerlerinde gereğinden fazla bir yük yüklersen, bu çocukları futbol hayatlarının baharında kaybedersin.
Alanyaspor karşısında bir kez daha gördük ki, Ankaragücü takımını saha içinde ileriye taşıyacak ve gol yollarında etkili kılacak bir kanat oyuncusu yok.
Geçtiğimiz günlerde yazmış olduğum, "Ankaragücü'nü bu kadroya mahkum edenler utansın!" isimli köşe yazımda, mevcut Ankaragücü kadrosundaki tek orijinal kanat oyuncusunun Aydın Karabulut olduğunu yazmıştım. Bu benim görüşüm… Beğenmeyebilirsiniz!
Bu yazımı müteakip, bazı taraftarlar kendilerince haklı nedenlerle bana tepki gösterdiler. Ancak, Aydın Karabulut benim babamın oğlu değildi. Tamamen, Ankaragücü'nün asli menfaatleri için bu yorumu yapmıştım. Aydın Karabulut benim geçmişten bu yana tuttuğum bir oyuncu değil ama şu an mevcut kadroda tek yaratıcı kanat oyuncusu olduğunu düşünüyorum. Denize düşen… misali.
Devre arasında, transfer yasağı kaldırılıp daha iyi bir kanat oyuncusu alınacaksa, Aydın Karabulut hemen gönderilsin veya yedek olarak tutulsun. Ancak bana göre, bu ağır borç yükü nedeniyle transfer tahtasının açılamama ihtimali çok yüksek. Tahta açılmazsa, Aydın Karabulut ve diğer mevcut oyuncularla bu yükün kaldırılacağı unutulmasın. “O yaşlı, bu şaşı” dersen kimseyi oynatamazsın.
Biliyoruz ki yönetim, yaşanan ekonomik darboğazdan çıkmak ve transfer tahtasını açabilmek için borçlu olunan kulüp, menajer ve futbolcularla görüşmelere iyi niyetle tam gaz devam ediyor.
Ancak, kulübün üstündeki borç yükü o kadar fazla ki, devre arasında da transfer tahtasını açabilmek pek mümkün görünmüyor. Açabilirlerse helal olsun derim!
Bu noktada, başta Ankaragücü'nün geçmiş yönetimleri olmak üzere, ekonomik darboğazdaki diğer kulüplerin yönetimlerine seslenmek istiyorum
Böylesine önemli güzide kulüplerimizi, elektrik-su faturalarını, oyuncu ve personel maaşlarını ödeyemeyecek duruma nasıl getirdiniz? Uçan kuşa dahi borçlanmayı nasıl başardınız?
Böylesine üstün bir yönetim becerisini nasıl sergilediniz!
Paragöz menajerlere, yeteneksiz oyunculara bu yüksek paraları vicdanınız sızlamadan nasıl verdiniz? Ne kadar komisyon ödediniz?
Kulüpte yüksek maaşlarla görev verdiğiniz eş-dost profesyoneller, yeterli bilgi ve donanıma sahipler miydi?
Açıklayın da öğrenelim!