Ankaragücü hayat buldu…

Ankaragücü hayat buldu…

Ankaragücü’nün kolayca pes edeceğini sananlar yanıldılar. Kulüplerin de insanlar gibi bir karakteri var. Ankaragücü demek İmalatı Harbiye’nin milli mücadele ruhu demektir.

Sezonun ilk yarısında oynanan ve Malatyaspor’un 4-0 üstünlüğü ile biten maçtan sonra 19 Eylül 2019 tarihli “Ankaragücü Duvara Doğru” başlıklı yazıda şöyle demişiz:

“Gönül ister ki Sn. Yiğiner inadından vazgeçsin ve “Benden bu kadar” desin. Ankara’ya yakışır, iyi eğitimli, vizyon sahibi bir iş adamı yönetime talip olsun. Şeffaf bir yönetim anlayışı ile kulübü kurumsallaştırsın. Borçlar yeniden yapılandırılıp devre arası transfer yasağı kaldırılsın. Taraftarın da desteği ile Eryaman Stadyumunu rakiplerine dar eden bir takım izleyelim. Çok şey mi istedim?”

Bakın bu beklentilerin neredeyse tamamı gerçekleşmiş. Düşme hattı ile aradaki fark sadece 2 puana düşmüş. O halde karamsar olmaya hiç gerek yok. Ben Ankaragücü’nün önünün açık olduğunu düşünüyorum.

Ankaragücü’nün yeni tranferleri ayaklarının tozu ile Kasımpaşa maçına çıkmıştı. Buna rağmen Gerson Rodriguez ve Saba Lobzhanidze top teknikleri ile göz doldurmuştu. Geçen hafta fazla göze batmayan ön libero Daniel Lukasik bana göre Malatyaspor maçının kahramanı oldu. Adeta ideal bir ön liberonun nasıl oynaması gerektiğini gösterdi. Bireysel yetenekleri ile öne çıkan forvet oyuncuları biribirlerine pas vermek yerine şahsi oynayınca “Gol pasını da Lukasik atacak” dedim. Nitekim Mustafa Akbaş’ın atılmasına neden olan muteşem gol pasını Lukasik verdi.

 Haftalardır galibiyet alamayan, Jahoviç ve Guilerme gibi önemli oyuncularını kaybeden Malatyaspor bence son haftalara kadar düşme potasında olacak. Maçın hemen başlarında belli oldu ki Malatyaspor gol atacaksa bunu Bifouma ile yapacak. Ancak Mustafa Reşit Akçay'ın Bifouma’ya önlem almış olduğunu gözlemledik. Bifouma ligin en etkili kanat oyuncularından biri olmasına rağmen nedense adından hiç söz edilmiyor.

 Önceki haftalarda rakip kaleye gitmekte zorlanan Ankaragücü Malatyaspor maçında bireysel yetenekler ile pozisyonlar buldu. Oyuncuların final paslarını atamaması ve gol vuruşlarının iyi olmaması gollerin kaçmasına neden oldu.

 65. dakikada İlhan’ın yerine oyuna giren Konrad Michalak oyuna hareket getirdi. İlerleyen haftalarda bu oyuncunun onbirde oynayacağını ve çok faydalı olacağını düşünüyorum. Son dakikada savunma oyuncusundan sıyrılıp çaprazdan kaleye şut çektiği pozisyonda kale önünde bekleyen Gelmin Rivas’a topu çıkarsa uzatma dakikalarını rahat bir şekilde izleyecektik.

 Gelmin Rivas çok kısa bir süre oynamasına rağmen pas alış verişi, yer tutuşu ve tekniği ile iyi bir transfer olduğunu gösterdi.

 Yeni kaleci Ricardo’yu zorlayacak fazla pozisyon yaşanmadı. Ancak maçı berabere bitirmeye çalışan Fırat Aydınus’un uydurduğu serbest vuruşlarda yer tutuşu, barajı kurdururken gösterdiği ciddiyet ve topu oyuna sokmadaki başarısı ile olumlu bir izlenim verdi.

 Eskilere dönecek olursak geçen hafta Orgill’de bir kıpırdanma görmüştük. Bu hafta galibiyet golü Orgill’den geldi. Ancak pas vermesi gereken pozisyonlarda şahsi oynaması dikkatlerden kaçmadı. Mustafa Reşit Akçay’ın maçın pozisyonlarını oyuncularına izletip bu sorunu çözmesi gerekir.

 Çok iyi bir profesyonel olan Kulusiç yerinde müdahaleler ile savunmayı toparlıyor. Yanında oynayan Alihan başarılı bir günündeydi. Çok kritik hamleler yaparak önemli pozisyonları kesti. Zaman zaman kontrolsüz güç uygulayabilen Alihan her pozisyonda yüreğimizi ağzımıza getirmesine rağmen iyi bir maç çıkardı.

 Kitsiou ve Pinto belli bir standardın altına düşmeyen Süper Lig’e yakışan oyuncular. Bu maçta da kanatları çok iyi kapatıp hücuma destek verdiler.

 Scarione iyi niyetle takımına faydalı olmaya çalışıyor. Ancak orta sahada güçsüz kalıyor. Takımı bir kişi eksik oynatıyor desek yeridir. Henüz 90 dakikayı çıkaracak maç kondisyonu bulunmuyor. Fenerbahçe gibi orta sahada iyi pas yapan bir takıma karşı Scarione ile çıkılırsa Ankaragücü daha maç başlamadan oyunun hakimiyetini rakibine vermiş olur.

 İlhan oyunda kaldığı süre zarfında takım oyununa katkıda bulundu. Ancak hücumda hiç verimli olamadı. Bence artık o pozisyonda yeni transferlere şans tanımak gerekir.

 Fenerbahçe maçına Ankaragücü taraftarları bayrama gider gibi gidecektir. Daha bir özgüvenle sahaya çıkacak olan oyuncular tribünleri, tribünler oyuncuları coşturacaktır. Ancak Ankaragücü’nü bu maçta büyük bir tehlike beklemekte. Alayaspor maçında mağdur olduğunu iddia ederek ortalığı yangın yerine çeviren Fenerbahçe’nin ağzına bir parmak bal çalınmak istenecektir. Gençlerbirliği’nin Beşiktaş maçında yaşadığı hakem faciasının benzeri Ankara’da yaşanabilir. Bu maça hangi hakem atanır diye düşündüğümde aklıma 3 isim geldi. Mete Kalkavan, Ali Şansalan ya da Alper Ulusoy.

 Ankaragücü’nün Fenerbahçe maçında rakibini ileride karşılaması gerekir. Ceza sahasına gömülürse mutlaka VAR’dan can yakan sürpriz bir karar çıkacaktır. Bu maçta Alihan yerine daha kontrollü bir oyuncu olan Pazdan tercih edilmeli. Oyuncuların hakemin kararı ne kadar mantıksız olursa olsun hiç itiraz etmeden arkasını dönüp gitmesi gerekiyor. Umarım adil bir yönetim olur ve Ankaragücü kazanır.