Yönetim, Hoca, Hakem elele: 0-2

Yönetim, Hoca, Hakem elele: 0-2

Gençlerbirliği Trabzonspor maçının kısa özeti şöyle… Gençlerbirliği ilk yumruğu kendi yönetiminden yedi. İkinci yumruğu Hamza Hoca vurdu. Nakavt eden darbe ise Hüseyin Göcek’ten geldi.

 Gençlerbirliği yöneticilerine şunu sormak isterim. Futbolda seyrici desteğinin maçın sonucuna etkisi olmadığını mı düşünüyorsunuz? Öyle olması gerekir, zira Ankara’da oynanan her kritik maçta rakip takıma ilave kontenjan veriliyor. Rakip takıma %5 kontenjan ayırmak zorundasınız. Bu da Eryaman Stadyumunda 1.100 kişi eder. Gençlerbirliği yönetimi misafir ettiği kulüpten talep gelmesi durumunda hemen bunu 2.200’e çıkarıyor. Bununla da yetinmeyip locaları ve VIP bölümlerini rakip taraftarlar ile dolduruyor. Futbol Federasyonu’nun koyduğu %10 kısıtlaması olmasa geçmiş yıllarda olduğu gibi %75 e kadar çıkarılır bu oran. Bunun mantıklı bir açıklaması var mı?

İlave 1.100 seyircinin ödeyeceği rakam ortalama 50 TL de 55.000 TL eder. Süper Ligde her beraberliğe 1.4 milyon TL her galibiyete 2.7 milyon TL başarı ödülü verildiği göz önüne alınırsa rakip takımdan kazanılacak ilave tazminat devede kulak bile değil. Bu nedenle Türkiye Liglerinde Gençlerbirliği hariç hiç bir kulüp rakiplerine ilave kontenjan vermiyor… Takım belki bu sezon 1 puan ile ligden düşecek… Fazladan 1 rakip taraftar bile alınmamalı. Ne diyelim, Gençlerbirliği’ni Gençlerbirliği yönetiminden korumak lazım.

 

Gelelim Hamza Hoca’ya… Takımını Trabzonspor’a çok iyi hazırlamış. Gençlerbirliği eksik kadrosuna rağmen rakibine hiç pozisyon vermeden maçın ilk yarısında net gol pozisyonları buldu. Hele Nadir’in kaçırdığı bir pozisyon var ki futbol komedi videolarına girer. Kaçırdığı golden sonra Nadir’in aklı bu pozisyonda kaldı ve oyundan koptu. Hamza Hoca sahada hayalet gibi dolaşan Nadir’i maçın sonuna kadar oyunda tuttu… 60. dakikadan sonra Gençlerbirliği orta sahası oyundan düştü. Sessegnon tamamen tükendi. Yasin sarı kartı görünce daha yumuşak oynamak zorunda kaldı. Maçın ilk yarısında, geldiğinden bu yana en iyi futbolunu oynayan Candeias sahada gezinmeye başladı…

 

Hamza Hoca’dan oyuna müdahale etmesini bekledik. Sessegnon, Yasin, Candeias, Nadir hangisi olsa fark etmez, mutlaka en az 2 oyuncu değişikliği yapmalıydı. Sadece seyretti. Orta saha oyundan düşünce Trabzonspor dalga dalga gelmeye başladı. Kaleci Nordfeldt golden önce 3-4 pozisyonda iyi kurtarışlar yaptı ama gol “geliyorum” diyordu. Hakem Trabzonspor’u fazla beklemek istemedi ama o penaltıyı uydurmasaydı da Trabzonspor oyun üstünlüğünü eline geçirmişti. İddia ediyorum, 60. dakikada Sessegnon yerine Berat, Yasin yerine Diallo, Nadir yerine Rahmi oyuna alınsaydı Gençlerbirliği bu maçı kazanırdı.

 

Son darbeyi vuran Hüseyin Göcek’e gelelim… Şampiyonluk hedefi olan rakip takımın mutlaka 3 puan alması gereken bir maça Hüseyin Göcek atanmışsa ben korkarım. Bir kez bile bizleri yanıltmadı bu hakemler… Gençlerbirliği aleyhine düdük çalarken öylesine iştahla koşuyordu ki sonunda adelesi attı. Trabzonspor’u kendisine daha yakın görmüş olsa gerek ev sahibi takım dururken tedavi için Trabzonspor kulübesine yöneldi. Ceza sahası çevresinden kolay düdükler çalarak adeta Trabzonspor’u Gençlerbirliği kalesine itti. 79. dakikada VAR sistemi yine şapkadan tavşan çıkardı. İki oyuncunun birlikle topa hamle yaptığı pozisyonda Gençlerbirliği aleyhine penaltı kararı verildi. Kaliteli futbolun oynandığı hiç bir ligde böyle penaltılar verilmiyor.

 

VAR sistemi futbolda haksızlıkların önlenmesi amacı ile getirildi. Ancak ülkemizde futbolu yönetenler iyi niyetli olmadığı için VAR adalet değil, adaletsizlik dağıtır oldu. Futbol rakip ile teması gerektiren bir oyun. Ceza sahasına yapılan ortalarda ağır çekimde pozisyonları incelerseniz her ortada birkaç ihlal bulmanız mümkündür. Çünkü kameralar temasın şiddetini göstermiyor. Ve maalesef liglerimizde oynayan bazı oyuncuların rol yapma yetenekleri futbol yeteneklerinin üzerinde…

 

VAR sistemi geldiğinden beri futbolun doğası gözardı edilip kurallar adeta bir matematik kuralına dönüştürülmüş durumda. Televizyonda yorumcular “Gördün mü bak top ele çarpıyor ve kollar açık”, “Oyuncunun yüzüne temas var” “ Ayak bileğine geliyor” gibi yorumlar yaparak hakemlerin yanlış kararlarını savunuculuğunu yaptıkları camiaların lehine doğrulamaya çalışıyorlar. Kardeşim, her ele çarpan top futbolda penaltı değildir. Eller vücudun doğal hareketi sonucunda topla temas ediyorsa bu elle oynama değil çarpmadır. Buna ağır çekimde bakarsanız çarpma değil oynama şeklinde algılarsınız. Normal akışta çarpma mı oynama mı daha iyi anlaşılır. Yüze veya ayak bileğine yapılan temasların şiddeti ve rakibi bozup bozmadığı önemlidir. Bir temas varsa bu temasın oyuncunun düşmesini gerektirecek şiddette olup olmadığına bakılır. Premier Lig’de de VAR uygulanıyor ancak hiç bir Premier Lig maçında bizdeki gibi maçların 8-10 dakika uzatılmasını gerektirecek oyunun akışını kesen duraklamalar olmuyor. Penaltı kazanan takımı bile şaşırtan kararlar verilmiyor.

 

Bu maçta çok iyi performans gösteren kaleci Nordfeldt, Flavio Ramos, Erdem Özgenç, Baiano, Candeias, Sefa ve Sessegnon’un emeklerine yazık oldu. Ligde iyi futbol oynayana değil rakibinden fazla gol atana puan veriyorlar. En fazla gol atan 3 oyuncunuz sahada değilse iyi oyunu skora yansıtamamak beklenen bir durum. Stancu’nun sakatlığı devam ederse elindeki golcüyü Rize’ye hediye eden yönetim çok eleştirilecektir.