Bazı açıklamaları hayretle izliyorum!

Bazı açıklamaları hayretle izliyorum!

Sporanki'nin You Tube kanalına ücretsiz abone olmayı lütfen unutmayın...

ABONELİK İÇİN LİNK > https://www.youtube.com/results?search_query=sporanki


Yeni tip Covid-19 (Coronavirüs) salgını, tüm dünyada etkisini göstermeye devam ediyor. Bazı ülkelerde düşüş trendine geçen bu illet, bazı ülkelerde ise şiddetini azaltmadan sürdürüyor.
Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de, ilk Coronavirüs vakasının görüldüğü günden bu yana, açıklanan tedbir paketlerine her gün bir yenisi ekleniyor.
Büyük ve geniş kitleleri buluşturan spor karşılaşmaları da, açıklanan bu tedbir paketlerinden nasibini aldı.
Önce, spor karşılaşmalarının Nisan ayı sonuna kadar seyircisiz oynanmasına karar verildi. Ardından bütün spor kulüpleri, ürünlerini satışa çıkardıkları satış mağazalarını geçici olarak kapattı. En sonunda da, seyircisiz oynanacağı duyurulan spor karşılaşmalarının ertelendiği açıklandı.
Kulüplerin ekonomik yapısını alt üst eden bu zorunlu hamlelerin ardından, kulüplere bir kötü haber de yayıncı kuruluştan geldi. Bein Sports, maçların oynanmamasından dolayı zarar ettiğini gerekçe göstererek ödeme yapamayacağını kulüplere ve futbol federasyonuna bildirdi.
Bein Sports'un bu bildiriminin ardından olağanüstü toplanan Kulüpler Birliği (hangi faaliyette bulunduğunu hala anlayamadığı oluşum) , ültimatom niteliğinde bir deklarasyon yayınlayarak, Bein Sports'un yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini, aksi takdirde gereğini yapacaklarını (ne yapacaklarsa?) açıkladı.
Bu gelişmelerin ardından, ben de sosyal medya hesaplarımdan konu hakkında görüşlerimi paylaşarak, Kulüpler Birliğinin, bugüne kadar para ödediği için Bein Sports'a dua etmesi gerektiğini, son yıllardaki potansiyeliyle beş para etmeyecek bu lige, hiç kimsenin yeni bir ihalede yüksek bir bedel vermeyeceğini belirten paylaşımlarda bulundum.
Bu yorumlarımın bazı bölümleri her ne kadar ironi niteliği taşısa da, gerçekliği inkar edilemez boyutta.
Ancak, ortamı germeden Bein Sports ile olan anlaşma, bir şekilde karşılıklı tavizlerle revize edilip devam ettirilerek, en azından iflasın eşiğindeki kulüplerin kasasına biraz para girmesi sağlanmalıdır.
Kulüpler birliği neyine güveniyor? Bu kalitesiz lige, kim ve neden para versin? Futbolun F'sinin oynanmadığı, federasyon başkanının dahi tepelerde belirlendiği, futbol dışında her türlü entrikanın döndüğü, seviyesiz üslup ve ithamların havada uçuştuğu, dünyadaki tek lig, belki de bizim ligimiz maalesef!
Tabi ki bu yorumum, yalnızca kişisel görüşümü içeren bir analiz. Önemli olan, olayın hukuki boyutu...
Bu hukuki boyutun da ne olduğu, TFF-Yayıncı kuruluş-kulüpler üçgeni arasındaki görüşmelerden sonra netlik kazanacak. Şahsi görüşüme göre, bu birliktelik fazla uzun sürmeyecek ve en kısa sürede noktalanacak gibi.
Çünkü, sezon başında da bir başka nedenden yine benzer kriz patlak vermiş, taraflar karşılıklı tavizler ile anlaşmışlardı. Ancak biliniyor ki, tavizler ile devam eden birlikteliklerin ömrü fazla uzun olmuyor!
Corona virüsü nedeniyle lige verilen arada, kulüp yöneticilerimiz, karantinada bile garip açıklamalar yapmayı ihmal etmiyorlar, sağolsunlar!
Covid-19 illetine henüz ilk günlerde yakalanan ve hastanede tedavi gören Galatasaray ikinci başkanı Abdurrahim Albayrak, hastaneden taburcu olduktan sonra basın mensuplarına yaptığı ilk açıklamada, kulüplerin durumunun vahim olduğunu, devletin olaya el atmaması durumunda kulüplerin birçoğunun kepenk indirebileceğini söyledi.
Sevgili Abdurrahim bey... Bu açıklamayı siz değil de, futbol şubesinden bir başka yetkili yapsaydı bu kadar tuhafıma gitmezdi. Zira kulüplerin ekonomik durumu, Covid-19 salgınından önce de öyle çok parlak bir durumda değildi.
Mesela siz... Sezon başı gittiniz 5 milyon Euro +bonus verip Radamel Falcao'yu transfer ettiniz. Yine, kulübün durumunun pek iç açıcı durumda olmadığı Ünal Aysal döneminde, milyon Euro'lar verip Didier Drogba ve Wesley Sneijder'i getirdiniz.
Üç futbolcunun da kariyerlerine ve potansiyellerine söyleyebilecek en ufak kötü bir sözüm yok. Bunlar sadece yüzlercesi içinden birkaç örnek. Ama, kulüplerin paralarını böyle hovardaca harcarsanız, gün gelir karşınıza böyle acı bilançolar çıkar!
Yani demem şu ki; siz de geçmişte yapılan hesapsız transferler nedeniyle kulüplerin bu durumlara düşmesine neden olan kişilerin başında geliyorsunuz.
Bu vesileyle, Abdurrahim Albayrak ve değerli eşi Şükran Albayrak'a bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, böyle acı günleri bir daha yaşamamalarını temenni ediyorum.
Abdurrahim Albayrak'ın yaptığı açıklama ile tıpa tıp benzer bir açıklamayı, birkaç gün sonra Beşiktaş Futbol komitesi başkanı Erdal Torunoğulları yaptı. Kendisi de, kulüplerin durumunun vahim olduğunu ve devletin duruma el atması gerektiğini ifade etti. Beşiktaş'ın içinde bulunduğu borç yükünün Erdal bey ile pek fazla alakası yok ama, Fikret Orman döneminde, Erdal Torunoğulları tarafından gerçekleştirilen Ermeni asıllı futbolcu Aras Özbiliz transferinde Beşiktaş'ın nasıl zarar ettiği de ortada.
Hep söyledim, yine söylüyorum, ileride de söyleyeceğim. Kulüplerimizin içinde bulunduğu vahim ekonomik durumun en büyük sorumlusu, kendi şovlarını yapmak adına yıldız statüsündeki futbolcuları, ederinden çok daha yüksek fiyata gelir-gider hesaplarına bakmadan getiren yüksek egolu (öncelikli olarak İstanbul kulüplerinin) yöneticilerdir. Dolayısıyla, Anadolu takımları da zorunlu olarak İstanbul takımlarıyla mücadele adına aynı hatalara düştüler.
Ayrıca, takımlarında ne olursa olsun yıldız futbolcu görmek isteyen, yüksek egolu yöneticileri bu uğurda zorlayan ve bu yüksek egolu yöneticilerin bu transferleri nasıl yaptığını sorgulama gereği bile duymayan taraftarlar da bu tablonun en önemli mimarlarındandır.
Devlet size daha ne yapsın? Size bedava statlar yaptılar, vergi borçlarınızın büyük bir kısmını affettiler, parasal destekte bulundular.
Oturak yeriniz sıkışınca, yine devlet bize yardım etsin! Ne güzel dünya! Takke düştü kel göründü beyler, daha fazla zorlamanın hiç kimseye bir faydası yok.
Haaaaa, bir de şunu söyleyeyim... Devlet size verdiği paraları kendi kesesinden vermiyor. Milletten topladığı vergilerden veriyor. Yani milletin cebinden alıp, hizmet için harcaması gereken parayı size veriyor. Milletin cebinde para kalmadı. Bu millet maça gelir size para verir. Yayıncı kuruluşa abone olur dolaylı olarak size verir. Yetmez, bağış toplarsınız.
Yeter artık, ayağınızı yorgana göre uzatın.
Bu arada haklarını yemeyelim… Başta Ankaragücü olmak üzere bir çok kulübümüzde yeni göreve gelen ve şu andaki krizin sorumlusu olmayan yeni yöneticiler, eski yöneticilerin hatalarını düzeltmeye, oluşan borçları kapatmaya çalışıyorlar ama, çok zor. Hatta, zordan öte mümkün değil.