Fatih Mert ve yönetimine kocaman bir alkış

Fatih Mert ve yönetimine kocaman bir alkış

Transfer tahtasını açtıktan sonra kadrosunu yeni isimlerle takviye eden Ankaragücü, Süper Lig Cemil Usta sezonunun 20. haftasında Eryaman Stadında Kasımpaşa'yı konuk etti.
Ankaragücü adına, yeni transferler Gerson Rodriguez, Saba Lobzhanidze ve Daniel Lukasik'in ilk 11'de boy gösterdiği karşılaşma, 7. dakikada Kasımpaşalı Thiam ve 57. dakikada Ankaragücü'nün yeni transferi Gerson Rodriguez penaltıdan attığı gollerle 1-1 sona erdi ve Ankaragücü puanını 14’e, Kasımpaşa 16'ya yükseltti.
Öncelikle, mucizevi bir performans ile transfer döneminin son gününde de olsa transfer yasağını kaldıran Fatih Mert ve yönetim kurulu hakkında birkaç cümle söylemek istiyorum.
Göreve yeni gelen bir yönetim kurulu ve göreve geldikleri ilk dakikadan itibaren, onlarca dosyayı tek tek temizleyip, transfer döneminin son gününde de olsa yasağı kaldırıyorlar. Üstelik, devre arası transfer döneminin başlamasına kısa bir süre kala göreve başladılar. Demek ki göreve talip olurken planlamalarını doğru yapmışlar.
Bir önceki köşe yazımda, Ankaragücü yönetiminin transfer tahtasını açmasının çok zor olduğunu, bunu başarmaları halinde Fatih Mert ve yönetimine “helal olsun” diyeceğimi belirtmiştim. Verilen söz namustur diyerekten, Fatih Mert ve yönetim kuruluna “helal olsun!” diyorum. Büyük bir alkışı, milyonlarca teşekkürü hakettiler.
Kasımpaşa maçının analizine geçecek olursak...
Gerek transfer tahtasının açılmasıyla birlikte kadroya katılan yeni oyuncuların getirdiği heyecan, gerekse Kasımpaşa maçının 6 puanlık maç olması sebebiyle, müthiş bir taraftar desteğiyle maça başladı Ankaragücü.
Karşılaşma başlarken oluşan bu olumlu hava, 7.dakikada Thiam'ın attığı gol sonrası Kasımpaşa'nın 1-0 öne geçmesiyle biraz sekteye uğradı.
20.dakikadan sonra oyun üstünlüğünü eline alan Ankaragücü, özellikle iki yeni kanat adamı Gerson Rodriguez ve Saba Lobzhanidze’nin etkili oyunlarıyla maça ağırlığını koydu. Ancak, skoru lehine çeviremedi ve ilk yarı 1-0 Kasımpaşa üstünlüğüyle sonuçlandı.
İkinci yarıya ise Ankaragücü, ilk yarıya oranla daha tempolu bir şekilde başladı. Nitekim, 57.dakikada Orgill'in ceza sahası içinde yerde kalmasına, maçın hakemi VAR yardımıyla penaltı kararı verdi ve Gerson Rodriguez'in penaltıyı gole çevirmesiyle, karşılaşmada 1-1'lik eşitlik geldi. Allah için, penaltı atışı güzeldi Rodriguez'in.
Ancak, Orgill'in kararlı tutumu ve penaltı kararı verilene kadar beyaz nokta üzerine oturarak kalkmamasının, penaltı kararında etkili olduğunu bilmem hatırlatmaya gerek var mı?
Penaltı golünden sonra Ankaragücü, Saba ve İlhan Parlak ile iki pozisyon yakaladı. Saba'nın, ceza sahası içinde sağ çaprazdan sert vurduğu top direkten döndü. İlhan Parlak'ın ise, ceza sahası içinde sol çaprazdan sert vurduğu top üstten auta çıktı.
Ankaragücü, karşılaşmanın, 1-1'lik eşitlikle sona ermesiyle birlikte, kendi evinde mutlak 3 puan alması gereken bir maçtan 1 puan alarak ayrıldı. "Kaybetmektense 1 puan iyidir" demekten başka çare yok.
Yazımın son bölümünde, transfer yasağını kaldıran Ankaragücü'nün gerçekleştirdiği transferlerle ilgili gözüme çarpan birkaç kritik detayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ankaragücü, transfer döneminin son gününde –takıma uyum sağlayabilirlerse- son derece faydalı olacak transferler yaptı. Doğru... Ancak, son derece olumsuz bulduğum ve hiçbir anlam veremediğim bir transfer de gerçekleşti.
Bu transfer Orkan Çınar... Orkan, 2017 yılında Gaziantepspor'dan Beşiktaş'a transfer oldu ve Beşiktaş'a transfer olduktan sonra hemen hemen hiç doğru düzgün forma giymedi. Gaziantepspor performansına bakılıp alındıysa çok büyük bir hata yapılmıştır. Çünkü dediğim gibi son 3 sezonda çok az oynamış bir oyuncudan bahsediyoruz.
Öyle aman aman bir özelliği de olduğunu düşünmüyorum. Ara sıra iyi frikik kullanır, hepsi bu. İddia ediyorum, şu anda mevcut kadroda bulunan ve taraftarın burun kıvırdığı Aydın Karabulut'un bile Orkan Çınar'dan çok daha etkili özellikleri var. Bu transferin, Ankaragücü’nden ziyade ekonomik olarak zor günler geçiren Beşiktaş'ı bir nebze olsun rahatlatmaktan başka bir faydasının olduğunu düşünmüyorum.
Diğer bir kritik detay ise, küme düşme baskısını hisseden takımın başına Mustafa Reşit Akçay gibi kariyeri düşüşte olan bir teknik direktörün getirilmesidir. Bana göre son derece tuhaf bir tercih oldu ama artık teknik direktör olarak kendisinde karar kılındığına göre taraftarların koşulsuz destek vermeleri gerekiyor.
Ayrıca, takımın 10 numarası Hector Canteros'un kadro dışı bırakılmasıyla ilgili itirazım var.
Oscar Scarione'nin inişli çıkışlı form grafiği nedeniyle, bugüne kadar daha faydalı grafik çizen Canteros ile ilgili böyle bir girişimin "şimdilik" rafa kaldırılmasının takım yararına olacağını düşünüyorum.
Böyle bir kadro dışı olayından Ankaragücü zararlı çıkabilir.

BARIŞCAN İĞREK