Olumsuzluklar içerisinde gelen kritik puan

Olumsuzluklar içerisinde gelen kritik puan


Küme düşme hattından uzaklaşmak isteyen Ankaragücü, Spor Toto Süper Lig Cemil Usta sezonunun 19. haftasında, yeni teknik direktörü ve yeni yönetimiyle çıkış yakalamak isteyen Kayserispor ile karşı karşıya geldi. Hakem Cüneyt Çakır'ın, bana göre maçın sonucuna doğrudan etki ettiği karşılaşmada, 68.dakikada stoperi Alihan Kubalas'ın attığı şık kafa golüyle, Kayseri deplasmanından son derece kritik bir puanla döndü Ankaragücü.
Dünyanın en elit! hakemlerinden biri olarak gösterilen Cüneyt Çakır'ın, maçın sonucuna etki eden 3 hatasını irdeleyerek başlamak istiyorum yazıma.
Karşılaşmanın 21.dakikasında Kayserispor'un sol çaprazdan kullandığı serbest vuruşta, ceza sahası içinde Ankaragücü stoperi Michael Pazdan topu kafayla karşıladı. Bir süre sonra, VAR'dan uyarı geldi ve hakem Cüneyt Çakır pozisyonu incelemek için VAR'a gitti. Tereddütlü ve uzun bir incelemeden sonra hakem Cüneyt Çakır penaltı noktasını gösterdi ve Kayserispor Mensah ile 1-0 öne geçti.
Bu pozisyonda her türlü kararı verebilirsiniz ancak ligin ilk yarısında oynanan Fenerbahçe- Beşiktaş maçında Serdar Aziz'in Vida'ya yaptığı künde hareketinde VAR'a bile gitmeyen Cüneyt Çakır, böylesine flu bir pozisyona uzun süre inceledikten sonra nasıl bir anda penaltı verdi? Anlamakta güçlük çekiyorum. Bana göre pozisyonun, penaltı ile uzaktan yakından alakası yok.
İkinci yarının hemen başında, 49.dakikada hakem Cüneyt Çakır, Ankaragücü aleyhine yaptığı kritik hatalara devam etti ve Kayserispor'un geliştirdiği hızlı hücum sonrası Pedro Henrigue'nin kendini yere bırakması sonucu Cebrail Karayel'e kırmızı kart gösterdi.
Bu pozisyonda, Cebrail'in Henrigue'ye bir müdahale yapma eğilimi var ama herhangi bir dokunma veya çekme yok. Dolayısıyla, kırmızı kart gerektirecek bir durum da yok.
İnceleyeceğimiz son pozisyon, 68. dakikada Alihan Kubalas'ın attığı golden sonra gerçekleşti. 84.dakikada, Kayserispor oyuncusu Aksel Aktaş'ın ceza sahası yayı üzerinden çektiği sert şutta, top Orgill'in göğsünden sekince Cüneyt Çakır garip bir şekilde penaltı kararı verdi. Ancak daha sonra, VAR'dan gelen uyarı neticesinde, Cüneyt Çakır VAR'a giderek penaltı kararını geri aldı.
Bu üç pozisyonda ve diğer maçlarda verdiği skandal kararlar, Cüneyt Çakır'ın uluslararası arenadaki klasını sarsıyor. Uluslararası maçlardaki yönetimine saygı duymakla birlikte, aynı performansı yurtiçi maçlarda da bekliyoruz. Çünkü, yurtiçinde oynanan maçlarda inanılmaz kötü ve eyyam kokan yönetimler sergiliyor.
Karşılaşmanın teknik analizine geçecek olursak... Ankaragücü, artık dillere pelesenk olan "transfer tahtası" sorununu çözemediği için her maça kısıtlı bir kadro yapısı ile çıkıyor. Kayserispor maçına da, bana göre son derece etkisiz bir kadro ile çıktı Ankaragücü.
Cebrail Karayel gibi genç bir sağ bek, Moke, Faty ve Sedat Ağcay gibi sadece defansif özellikleri olan oyunculardan kurulu bir orta saha, gerçek mevkii forvet-forvet arkası olan İlhan Parlak ve defans oyuncusu Kitsiou gibi gerçek mevkileri kanat olmayan devşirme kanat oyuncularıyla ne kadar etkili olabilirdi ki Ankaragücü?
Çünkü, böylesine defansif oyunculardan kurulu bir orta saha düzeniyle ve devşirme kanat oyuncularından oluşan bir hücum hattıyla, bir takımın gol yollarında üretken olabilmesi mümkün değil.
Ankaragücü'nün en sağlam bölgesi, Ante Kulusic ve Michael Pazdan'dan oluşan stoper tandemi. Burada sıkıntı yok. Şahsi düşünceme göre, orta sahada Moke ya da Faty'den birini ön liberoya çekip, 8 numara bölgesine daha hücuma dönük bir oyuncu monte edilse daha iyi olur. Ancak, mevcut Ankaragücü kadrosunda da bu tipte bir oyuncu olmadığı için transfer tahtasının açılmasının beklenmesi gerekiyor.
Ankaragücü kadrosundaki bir diğer eksiklik ise atletik, adam eksiltme özelliğine sahip, hızlı bir kanat oyuncusunun bulunmaması. İlhan Parlak, bu saydığım özelliklerin hiçbirisine sahip değil. Kitsiou da, son maçlarda mecburiyetten sağ açık oynuyor. 8 tane defansif oyuncuyla maça başlayınca, Ankaragücü takımı haliyle hücum bölgesinde çoğalamıyor ve gol yollarında etkili olamıyor.
Aslında Ankaragücü takımı, hücumda bu kadar sıkıntılı olduğu dönemde bile, Kayserispor önünde maçı kendilerine getirecek pozisyonları buldu. Kayserispor'un kazandığı haksız penaltı öncesi gelişen bir Ankaragücü atağında Canteros, Kayserispor kalecisi İsmail Çipe ile karşı karşıya kalmasına rağmen, son derece lakayt bir vuruşla topu havaya dikti.
Hector Canteros'ta son dönemlerde bir boşvermişlik havası seziyorum. Bunun sebebi ödeme sıkıntısı mıdır, yoksa sözleşmesini feshedip bedelsiz olarak başka bir takıma bonservissiz olarak transfer olma isteği midir, bilemem!
Karşılaşmanın sonlarına doğru, Oscar Scarione'nin kullandığı frikikte direkten dönen top gol olsa, bunca sıkıntıya rağmen Ankaragücü adına çok farklı bir senaryodan bahsedebilirdik.
Yine de, bunca olumsuzluğa rağmen Kayserispor önünde alınan bu beraberlik, Ankaragücü camiasının önümüzdeki haftalara daha umutla bakmasını sağladı.
Yazımı sonlandırmadan, Ankaragücü camiasının büyük bir merakla beklediği, transfer tahtasının açılıp açılmayacağı konusu hakkında birkaç cümle söylemek istiyorum.
Transfer döneminin başlamasından kısa bir süre sonra, sosyal medyada yer alan bazı trol hesaplar, taraftarını umutlarını sömürmek amacıyla transfer yasağının kaldırılmasının an meselesi olduğunu yazdılar.
O dönemde gerek şahsım, gerekse Sporanki genel yayın yönetmeni Orhan Sal, sosyal medya hesaplarımızda yapmış olduğumuz paylaşımlarımızda böyle bir durumun söz konusu olmadığını, transfer yasağının kalkmasının transfer döneminin sonunu bulabileceğini, hatta kalkmama ihtimalinin yüksek olduğunu belirtmiştik. Şahsen, transfer yasağının kaldırılabileceğine dair hala bir umut taşımıyorum. Çünkü, o kadar zor ve halledilmesi çok güç dosyalar var ki!
Eğer ki Fatih Mert ve yönetimi, böylesine çetrefilli dosyaların içinden alınlarının akıyla çıkabilirlerse, kendilerine okkalı bir helal olsun derim.
Altından kalkamazlarsa da, Fatih Mert ve yönetim kuruluna söylenecek en ufak bir şey yok. Çünkü, bu borcun doğmasından onlar sorumlu değil.
Burada en büyük görev, cefakar Ankaragücü taraftarına düşüyor. Yasak kalksın kalkmasın, takımlarına koşulsuz destek vermeleri gerekiyor. Aksi bir tutum, takıma negatif etki yapar.

BARIŞCAN İĞREK