Pandemi arası iyi yönetilemedi

Pandemi arası iyi yönetilemedi

Küme düşmeme mücadelesi veren Ankaragücü, Süper Lig Cemil Usta sezonunun 28.haftasında Eryaman Stadında, şampiyonluğun en büyük favorilerinden olan Başakşehir'i konuk etti.
Karşılaşmanın 12. dakikasında Gerson Rodrigues'in penaltı golüyle 1-0 öne geçen Başkent ekibi, ikinci yarıda 59.dakikada Daniel Alexsic ve 72.dakikada Edin Visca'nın gollerine engel olamayarak, sahadan 2-1'lik mağlubiyetle ayrıldı.
Ankaragücü'nün form durumu, fikstürü, saha dışı konularına vs. geçmeden önce, rakibi Başakşehir'in oynadığı futbol ile ilgili olarak birkaç cümle söylemek istiyorum.
Bana göre Başakşehir, kurumsal yapısından bağımsız olarak, ortaya koyduğu futbol açısından, şu anda Süper Lig'in en iyi takım oyunu oynayan ekibidir.
Savunmadan hücuma hızlı, bilinçli ve pas'a dayalı bir anlayışla çıkıyorlar. Defans hattında oynayan (Martin Skrtel hariç) Caiçara-Epureanu-Clichy üçlüsü, bahsettiğim bu hızlı oyuna çok uygun isimler. Play Station oynar gibi, ezbere pas oyunu oynuyorlar.
İddia ediyorum, takım oyunu olarak Trabzonspor'un önündeler. Böyle oynamaya devam etmeleri halinde, belirledikleri şampiyonluk hedeflerine rahatlıkla ulaşabilirler.
Ankaragücü cephesine geçecek olursak...
Gönül isterdi ki, Başakşehir'in oyun kalitesi ve takım kimyası hakkında söylediğimiz olumlu cümleleri, Başkent'imizin ulu çınarı Ankaragücü için de söyleyelim.
Çünkü Ankaragücü, Başakşehir gibi bir proje takımı değil, köklü bir geçmişi olan ve Türkiye'nin en ateşli taraftar topluluğuna sahip olan bir camia.
Ancak, Ankaragücü teknik direktörü Mustafa Reşit Akçay Ankaragücü'nün ne derece büyük ve geleneklerine bağlı bir camia olduğunu anlayamamış olacak ki, her maçta anlamsız oyuncu değişiklikleri ve maçlardan önce ve sonra akla ziyan açıklamalarına devam ediyor.
Ankaragücü taraftarı, bu açıklamalarından dolayı kendisine "ironi” olarak "filozof" diyor ama... Hiç kusura bakmasınlar, Çocuklar Duymasın dizisinde Müfit Can Saçıntı'nın canlandırdığı karakter "Mandıra filozofu" Mustafa Ali’nin yaklaşımları bile, Mustafa Reşit Akçay'ın açıklamalarından daha büyük çıkarımlar uyandırıyor bende!
Bu noktada, Ankaragücü başkanı Sayın Fatih Mert ve yönetim kuruluna da ufak bir eleştirim olacak.
Covid-19 pandemisi sürecinden önce de, Mustafa hocanın bu tip abes açıklamaları oluyordu. “Ölmüş eşek” ve "Trabzonspor'un şampiyon olmasını isterim" gibi talihsiz açıklamaları, bunlardan sadece bazıları.
Fatih Mert yönetimi, bu skandal açıklamalarından ve camiayla bağ kuramamasından dolayı Covid-19 pandemisi nedeniyle lige verilen arada, kendisiyle vedalaşma yoluna gitmeliydi.
Bu 3 aylık arada, çok rahat bir şekilde yeni hoca ile anlaşılır, en kötü ihtimalle Adnan Erkan hoca ile yola devam edilirdi.
Fatih başkan ve yönetim kurulu, kulübe birçok sponsorluk kazandırdı. Devre arasında çok zor bir işin altından kalkıp, transfer yasağını kaldırdı. Birçok fedakarlık yapıp, takımdaki oyuncuların alacaklarının büyük bir kısmını ödediler.
Ancak, Mustafa Reşit Akçay ile yaşanılan bu kötü süreçte biraz ağır hareket ettiklerini söyleyebilirim. Çünkü Mustafa Reşit Akçay, göreve geldiği günden bu yana camiayla arasında bir türlü bağ kuramadı ve aidiyet duygusu hissedemedi. Şahsen ben, yaşadığı aidiyet sorununun dışında başka sorunlarının olduğunu düşünüyorum artık!
Başakşehir karşısında Ankaragücü, son derece istekli olarak maça başladı ve 12. dakikada Rodrigues'in penaltı golüyle öne geçti.
20.dakikadan sonra, adım adım Başakşehir kontrolüne geçen oyun, ikinci yarıda tamamen turuncu-siyahlı ekibin eline geçti.
Nitekim, 59. dakikada Daniel Alexsic ve 72.dakikada Edin Visca'nın attığı gollerle, altın değerinde bir üç puanla İstanbul'a döndü. Ankaragücü’nü de ateşe attı.
Ankaragücü ise, Süper Lig'de son 6 haftaya girilirken 24 puanda kaldı ve küme düşme korkusunu tüm iliklerine kadar hissetmeye devam etti.
Şimdi, Ankaragücü'nün önünde çok kritik 6 maç var. Sırasıyla Trabzonspor, Alanyaspor, Göztepe, Galatasaray, Antalyaspor ve Denizlispor ile oynayacaklar. Bu maçlardan sadece, son hafta Denizlispor ile oynayacakları karşılaşmanın kolay geçeceği kanaatindeyim. Diğer maçların hepsi, zorluk derecesi üst düzey maçlar.
Ankara filozofu diyor ki: " Mümkün olduğunca 35-36 sihirli rakama (puana) ulaşmanın bizim görevimiz olduğunun farkındayız ". Yani ligde kalma puanı 35-36 diyor filozof.
24 puanlı Ankaragücü, kalan 6 haftada 12 puan toplayamaz mı? Maçların zorluk derecesi üst düzey olsa da, her türlü senaryo ihtimaller dahilinde. Futbol üç ihtimalli bir oyun. Neden olmasın?
Yani 13 puan toplayabilir ama, bu teknik direktör mantalitesi ve bazı futbolcuların lakayt tavırları ile bu senaryo gerçekleşir mi? İşte orası koskocaman bir soru işareti!