2 sezondur bizi şamar oğlanı yaptılar

2 sezondur bizi şamar oğlanı yaptılar

SPORANKİ YOU TUBE KANALIMIZA ÜCRETSİZ ABONE OLMAYI UNUTMAYINIZ...

https://www.youtube.com/channel/UCjqarF0On0fDnQQvXMSYshw?view_as=subscriber

Türkçe’de “Şamar oğlanı olmak” şeklinde bir deyim var.

Anlamı şu:

Herkesin azarladığı, hakkını yediği ve hıncını aldığı, sürekli suçlu bulunan ve tüm bunlar karşısında “gıkının çıkmadığı”, sözünün bir hükmünün olmadığı, ciddiye alınmayan, “eline vur ekmeğini al” denilen, bir nevi “günah keçisi”…

Biz Süper Lige bir çıktık, çıktığımızdan bu yana biz şamar oğlanına çevirdiler.

Hatırlayın geçen sezonun başında bizim bütün taleplerimizi reddettiler, isyanımızı umursamadılar ve 19 Mayıs Stadı’nı yıktılar, zorlaya zorlaya Yenikent’i aldık.

Sonra Ligin 1.Haftası Galatasaray maçıyla başladık. Golümüzü, penaltımızı yediler ve bu sezonun 28.haftasına kadar çile çekerek geldik.

Stadımızı yıktılar...

Bin nazla Yenikent tarlasına mahkum ettiler...

O tarlanın çimlerini bile yakınca iç saha maçlarını oynamak için başka şehirlere gönderdiler...

Kendi ülkemizde bizi evsiz bıraktılar...

Tribünde küfür etmedik. Gak desek PFDK’ya sevk ettiler...

Guk desek PFDK’ya gönderdiler...

Disiplin Kurulu ile prangaladılar. En ağır cezaları kestiler...

Maçtan bir gün önce stadımızı değiştirdiler...

İnsanlar ölüyor maçlar oynanmasın dedik oynattılar.

Sahaya 5 cm giren hocamızı sahadan attılar. Başka da kimseyi atamadılar...

O hocamız tuvalete girdi diye 5 maç ceza verdiler...

Hakemleri üzerimize gönderdiler...

Kurallara uyup, oyuncu değişikliğinde en yakın çizgiden saha dışına çıkmaya giden oyuncumuza kendi koydukları kurala uydu diye kırmızı kart gösterdiler...

Oyuncu bile değiştiremeden takımı 10 kişi bıraktılar...

Rakibine dokunmayan oyuncularımıza sarıları, kırmızıları acımasızca çatır çatır çaktılar...

Kafası patlayan, kemikleri kırılan kaptanımızı sahadan hızlı çık diye azarladılar...

Nizami gollerimizi vermediler...

Penaltılarımızı yediler...

Auta giden topu, kornere çevirip gol yedirttirdiler...

VAR’ı büyük çoğunlukta alehimize kullandılar...

Herkese %10 kontenjan açtılar, bize açmadılar...

Kalecimizin kafasına ölüme teşebbüs tekme attılar, kart bile görmediler...

Bizim oyunculara tekme tokat giren kasapları atamadılar...

Üstelik bütün bunlar yetmezmiş gibi birde yönetim, teknik direktör ve futbolcu hataları yaşadık. Birde kendi ayağımıza sıktık.

Şimdi burada bir şey yazacağım bazıları bana kızacak. Ama kızsınlar ben doğruları söylemekten çekinmem. Cemal Aydın bu kulübü yıllarca yönetti. Sportif başarı var mıydı diye soracak olursanız; evet yoktu. Sinir oluyorduk bu duruma. Cemal Aydın’ı bunun için yıllarca en çok eleştiren bendim.

Ama Allah’ı var. Türkiye Futbol Federasyonu’nda Cemal Aydın’ın büyük ağırlığı vardı. Elbette onun döneminde de hakem hataları yaşadık. Ama hiç bir zaman bugünkü gibi kıyıma uğramadık. Cemal Aydın diğerleri gibi TFF’den futbolu dizayn etmedi. Ama hiç bir zaman da masa başında Ankaragücü kaybetmedi. Buna asla izin vermezdi. Hakemlerle arası iyiydi. MHK başkanı bile Ankaragücü Tesislerine sürekli gelir giderdi. Ama bu durumu kötü emelleri için kullanmazdı. Hakkımızı yedirmezdi. Şimdi ki gibi kasti olarak bizi doğrayamazlardı. Asla buna izin vermezdi. Mesela onun döneminde sıkıysa maçtan 1 gün once maçın oynanacağı stat veya şehir değişseydi de görseydim.

Başarı yakalayamıyorduk ama lobi gücümüz büyüktü. TFF yönetiminde yöneticilerimiz oluyordu.

Burada Fatih Mert’e de asla kusur bulmuyorum. Bunu açıkca söyleyim. Başkan Mert iyi niyetli. Ama 6 ayda TFF’de ağırlığını hissttiremez. Bu kadar çıkar ilişkisine dökülen yerde bu kolay bir şey değil. Dürüst ve iyi niyetli davranıyor. Ama karşı taraf dürüst ve iyi niyetli değil.

Nihat Özdemir’in seçildiği son TFF seçimlerinin yapıldığı otelin lobisinde bir yöneticimize dedim ki; “TFF kurullarına adam soktunuz mu?”
Bana; “Ne gerek var ki; Başkan dün kulüpteydi. Zaten kendisi Ankaragüçlü” dedi.

Olacakları bildiğim için boynumu büktüm gittim.

Bundan sonra Süper Lige çıkacak takımlar sadece güçlerine güvenmesinler. Lobisiz gelmesinler buralara. Yoksa kurda kuşa yem olurlar.

Tıpkı bizim gibi.

ORHAN SAL