Ankaragücü, Gençlerbirliği, Nihat Özdemir ve yayıncı kuruluş

Ankaragücü, Gençlerbirliği, Nihat Özdemir ve yayıncı kuruluş

SPORANKİ OLARAK ANKARAGÜCÜ'NDEKİ SON GELİŞMELERİ DEĞERLENDİRDİK. 

GAZİANTEP FK MAÇINDAN ÖNCEKİ SON GELİŞMELERİ BU LİNKTEN İZLEYEBİLİRSİNİZ...

https://www.youtube.com/watch?v=RxT5i00CT30&t=18s

Futbolda düşmenin kaldırılması yönünde 7 kulübün talebine TFF Başkanı Nihat Özdemir taktik gereği sıcak bakarmış gibi yaptı. Çünkü Nihat Özdemir’in de bu işte elbette bir hesabı var.

Özdemir, düşmenin kaldırılması talebini hemen reddetmeyip gündeme alarak hem kamuoyunun ve medyanın bu konu hakkındaki görüşlerini şu an takip ediyor. Hem de yayıncı kuruluşa ufak bir göz dağı vermek istiyor.

Yayıncı kuruluştan başlarsak; bu konuda bir kaç konuyu sizlere aktarmak istiyorum. Yayıncı kuruluşla yapılan anlaşmaya göre Süper Ligde haftalık 9 maç üzerine yapılan bir yayın anlaşması var. Anlaşmaya göre Süper Lig’de her hafta 9 maçın tamamının yayınlanması üzerine bir yayın sözleşmesi imzalandı. Ne eksik, ne fazla.

Şimdi eğer ki lig 21 takıma çıkarılırsa yapılan bu sözleşme çöpe gidecek ve yeni bir yayın ihalesi yapılaması gerekecek. Burada Özdemir aylardır nazlanan yayıncı kuruluşa karşı bir hamle yaptı diye düşünüyorum. Yani Özdemir yayıncı kuruluşa karşı “Biz size mahkum değiliz, gerekirse sistemi değiştirir ve uzantısında yeni bir ihale yaparız, siz bizi istemiyorsanız, biz de size istemeyiz” mesajını gönderdi.

Bu konuya yazının son bölümünde tekrar gireceğim.

Diğer konuya gelirsek; düşmenin kaldırılması fikrini gündeme almış gibi yapan Özdemir, 7 kulübü medyanın ve kamuoyunun önüne atıp kenara çekildi. Bu fikrin babası 7 kulübe tepkiler gelirken Özdemir aradan sıyrıldı.

Kamuoyu ve medya bu konuya aşırı tepki gösterdi. Bu tepkilere gören Özdemir daha sonra çıkıp şöyle diyecek; ”Kulüplerimiz önerdi, biz de konuyu düşündük ve olabilirliğinin olmadığını anladık. Ligimiz normal seyrinde devam edecek”.
Böylece Özdemir futbol kamuoyunun beklentisine karşılık verdiği için olumlu tepkiler alıp kaybolan prestijini yeniden bir nebze arttırmış olacak.

Tekrar yayıncı kuruluşa gelirsek. Eskiler bilir. Eskiden mahalleden bir çocuğun nizami bir futbol topu olurdu. Başka kimsede olmazdı. O ne derse maç öyle oynanırdı. İstediği zaman sahaya gelir, istediği zaman topu alır maçı bitirir, istediği zaman maç oynanırken kural değiştiridi. Yayıncı kuruluş geçmişteki mahalledeki topu olan o çocuğu bize yeniden yaşatıyor.

Fiyat politikası zaten çok kötü. Pazarlığa göre fiyat ayarlıyorlar. Telefonda çatır çatır pazarlık yapanlar var. Son dönemde de medya mensubu olarak bize de korkunç sıkıntılar çıkartıyorlar. Örneğin kimse bilmez. Biz maç sonu teknik adamların basın toplantısını canlı yayınlayamıyoruz. Kameraya çekip toplantı bitiminden ancak 75 dakika sonra yayınlayabiliyoruz. Aksi olursa büyük ceza var. Daha bir sürü gereksiz kurallar koydular. Yine bir örnek; artık hiç bir medya kuruluşu mikrofonunu teknik adamların önüne koyamıyor. Masada görünen mikrofon sadece yayıncı kuruluş logolu mikrofon olacak. Yayıncı elinde olsa bize maçta fotograf bile çektirmeyecek. Ki ben seneye bununda yasaklanabileceğini düşünmüyor değilim.

Gelelim yazının sonuna. Yayıncı kuruluşun bu nazlı tavrı başta TFF olmak üzere, kulüplerin de çok canını sıkıyor. Herkes muzdarip. Ama parayı onlar verdiği için kimse bir şey diyemiyor. Basına uygulanan yasaklara basın kuruluşlarının en tepe noktadaki isimler bile karşı çıkamıyor. “Para verdikleri için kuralları onlar koyuyor” diyorlar.

Yayıncı kuruluş bu sezonun başında da bastırdı ve indirim istedi. Bunun sonucunda da kulüpler istemeye istemeye alacaklarından yaklaşık 5’de 1’lik yüksek bir indirime gittiler. Üstelik dolar kuru 5.80 TL’den sabitlendi. Buna rağmen halen önümüzdeki sezon içinde indirim istiyorlar. Bu çok yanlış. Üstelik halen kulüplerin bu sezondan yaklaşık 600 milyon TL alacakları var. Mart ayından bu yana para filan da alamadılar.

Bir de şu var. Yayıncı bizim ligimizi asla pazarlayamıyor. Ligin sosyal medya hesapları bile yok. Aldığım bilgiye göre TFF daha önceki yıllarda bu hesapları bile jest olarak yayıncıya vermiş. Ama yayıncı bunları bile aktif hale getiremiyor. Bakın sosyal medya hesabı diyip geçmeyin. İspanya’da kulüpler bu hesaplardan 10 milyon eurodan başlayan rakamlarda para kazanıyorlar.

Şimdi eğer lig 21 takıma çıkarsa yeni bir yayın ihalesi yapılması söz konusu olacak. Çünkü sözleşme 18 takım ve 9 maça göre yapılmış. Böyle olursa da Anadolu kulüplerinin yıllık yaklaşık 5 milyon TL’lik bir kaybı olacak.

Peki 21 takımlı lig olur mu ? Bence olmaz !

Bütün tepkilere rağmen ligi başlatacaklar ve her şeye rağmen sonlandıracaklar.  Bu artık görünüyor.

Yayıncı kuruluşta nazlanmasına rağmen siyasilerinde devreye girmesi ile Türkiye’de kalan sezonunu bitirecek.

Ankaragücü ve Gençlerbirliği camiaları bundan sonra sadece futbola odaklanıp kayıpsız bir şekilde ligi bitirmeye çalışmalılar.

ORHAN SAL